Malazgirt savasinin ardindan Kirsehir Türk egemenliginin altina girdi. Yerli halk Batiya çekildiginden , yörece Türk nüfusu artmaya basladi . 12. Ve 13. Yüzyila iliskin Vakif kayitlari yer adlarinin tümüyle Türklestigini göstermektedir.
13. Yüzyilin ilk yarisi ile 14. Yüz yilin baslarinda Kirsehir,in ekonomik ve kültürel yönden gelistigi görülmektedir. Mogol istilasina rastlayan bu dönemde Anadolu,da Türklük bilincinin gelistigi gözlemlenir. Kirsehir,in bu olusumda önemli bir yeri vardir. Ahilik ve Bektasilik, Anadolu,ya buradan yayilmistir. Ahi Evran ve Haci Bektas, 13. Yüzyilin ikinci yarisinda bu yöreye yerlesmistir.
Kirsehir,de yasayan Asikpasa, Garipname adli Türkçe yapitiyla, ilk edebi ürününü verdi. Ahmet Gülsehri, Ahi Evran için de bir övgü yazmistir. Mevlânâ Celaleddin Ruminin ögrencilerinden Süleyman Türkmani ve Mehmet Aksarayi, Kirsehir,de Mevlevi tekkeleri kurmuslardir. Cacabey Medresesi, dönemin en ünlü yapitlarindandir. Islami bilimler yaninda astronomi okutuldugu ve bir bölümün gözlemevi olarak kullanildigi öne sürülmektedir.
Mogollarin egemenliginden sonra baslayan iç savaslar, Kirsehirin gelismesini olumsuz yönde etkilemistir. Osmanlilar döneminde Celâli Isyanlarinin en çok etkilendigi yerlerden birisi de Kirsehir,dir.
19. yüzyilin baslarinda Kirsehir önemini yitirmis yollar üstünde, küçük bir kenti. 3500 olan kent nüfusu, yüzyilin sonlarinda sekiz bini asmistir. Halkin baslica geçim kaynagi tarim ve hayvancilikti. Dokumacilik, özellikle halicilik önde gelen ugraslardi. Nüfusun büyük çogunlugu Türk,tü. Ulasim olanaklari sinirli ve önemli merkezlerden uzak oldugu için Kirsehir 20. Yüzyila girerken geleneksel yapisini korumaktaydi.
Copyright © KIRSEHiR.gen.tr Tüm hakları saklıdır.
Yayınlanma:: 2002-08-11 (759 Okuma)